Değerli okuyucularım,
Bugün Türkiye'nin siyaset sahnesinde sıkça duyduğumuz, tartışılan ama belki de tam olarak tanınmayan bir isim var: Abdullah Zeydan. Özellikle son Van yerel seçimlerinde yaşanan olaylarla adı bir kez daha geniş kitlelere ulaşan Zeydan'ın kim olduğunu, siyasi kariyerini ve neden bu kadar önemli bir figür haline geldiğini uzman bir gözle sizinle paylaşmak istiyorum. Gelin, bu karmaşık ama bir o kadar da ilgi çekici figürü daha yakından tanıyalım.
Abdullah Zeydan'ın hikayesi, Türkiye'nin coğrafi ve kültürel zenginliklerini barındıran, kadim şehirlerden biri olan Hakkari'de başlıyor. 1972 yılında doğan Zeydan, bölgenin köklü ailelerinden birine mensup. Babası Ahmet Zeydan da geçmişte siyasetle iç içe olmuş, hatta bağımsız milletvekilliği yapmış bir isim. Bu durum, Abdullah Zeydan'ın siyasetle olan bağının aslında daha genç yaşlarda, aile geleneği içinde şekillenmeye başladığını gösteriyor.
Eğitim hayatına gelince, Zeydan hukuk fakültesini tamamlayarak avukatlık mesleğine adım atmış. Hukuk eğitimi, onun olaylara analitik yaklaşımını, hak ve adalet kavramlarına olan hassasiyetini derinden etkilemiş olmalı. Özellikle Türkiye'nin siyasi ikliminde avukat kökenli siyasetçilerin, hukukun üstünlüğü ilkesine vurguları ve demokrasi anlayışları hep dikkat çekici olmuştur.
Abdullah Zeydan'ın aktif siyasi kariyeri, 2015 genel seçimleriyle ivme kazanıyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) saflarından Hakkari Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) girmesi, onun için yeni bir dönemin başlangıcı oluyor. Bir milletvekili olarak, Zeydan'ın temel amacı, temsil ettiği bölgenin, yani Hakkari'nin ve genel olarak Kürt halkının sesini Ankara'ya taşımak, onların sorunlarını, taleplerini ve beklentilerini dile getirmekti.
Meclis kürsüsünde yaptığı konuşmalarla, komisyonlardaki çalışmalarıyla ve verdiği önergelerle Zeydan, Hakkari'nin altyapı sorunlarından eğitime, ekonomiden güvenlik meselelerine kadar pek çok konuda aktif rol aldı. Onu tanıyanlar, mecliste sakin, yapıcı ama aynı zamanda ilkeli duruşuyla bilindiğini söyler. Bu süreçte, farklı siyasi görüşlerden insanlarla diyalog kurma çabası da onun önemli özelliklerinden biriydi.
Ancak Abdullah Zeydan'ın siyasi yolculuğu sadece Meclis koridorlarında geçmedi. Türkiye'nin siyasi kutuplaşmasının derinleştiği bir dönemde, birçok HDP'li siyasetçi gibi o da yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldı. 2016 yılında dokunulmazlıkların kaldırılması sonrasında tutuklanması, Zeydan'ın hayatında bir dönüm noktası oldu.
Uzun tutukluluk süreçleri ve siyasi davalar, onun sadece bir siyasetçi değil, aynı zamanda zorlu bir hukuk mücadelesinin de tanığı haline gelmesine neden oldu. Bu süreçler, Türkiye'de siyaset yapmanın, özellikle de muhalif bir partide yer almanın ne kadar çetin olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Zeydan'ın cezaevinde geçirdiği yıllar, onun kamuoyunda sadece bir siyasetçi olarak değil, aynı zamanda siyasi bir davanın ve hak mücadelesinin sembolü olarak da anılmasına yol açtı.
Bu dönemde, hukukçu kimliğiyle kendi davasında verdiği mücadele, onun adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine olan bağlılığını pekiştirdi. Onun hikayesi, hukuk devletinin işleyişi, yargı bağımsızlığı ve siyasetin yargı üzerindeki etkileri gibi önemli tartışmaları da beraberinde getirdi.
Abdullah Zeydan adının son dönemde bu kadar çok anılmasının temel nedeni, hiç şüphesiz 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yaşananlar oldu. Bu olaylar zinciri, Zeydan'ın kişisel hikayesini aşarak, Türkiye'nin demokrasi ve hukuk devleti sınavının da bir parçası haline geldi.
Hatırlayalım: Zeydan, DEM Parti'nin Van Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak seçime girdi ve halkın büyük teveccühüyle ezici bir oy farkıyla seçimi kazandı. Bu, Van halkının iradesinin net bir şekilde ortaya konulduğu bir sonuçtu. Ancak seçim sonuçlarının açıklanmasının hemen ardından, Adalet Bakanlığı'nın başvurusu ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararıyla, Zeydan'ın "seçilme yeterliliği olmadığı" gerekçesiyle mazbatası elinden alındı ve ikinci sıradaki adaya verilme kararı alındı. Bu karara gerekçe olarak, Zeydan'ın geçmişte aldığı bir ceza nedeniyle "memnu haklarının iadesi" sürecinde yaşanan bir eksiklik gösterildi.
İşte tam bu noktada, Türkiye'de ve uluslararası kamuoyunda büyük bir tepki dalgası yükseldi. Van'da halk sokağa çıktı, ülkenin dört bir yanından siyasetçiler, hukukçular, sivil toplum örgütleri ve vatandaşlar, alınan kararın halkın iradesine ve hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı olduğunu savundu. Farklı siyasi görüşlerden gelen isimlerin dahi bu karara karşı çıkması, meselenin parti politikasının ötesinde, temel demokratik ilkelerle ilgili olduğunu gösterdi.
Bu güçlü kamuoyu tepkisi ve hukukçuların itirazları sonucunda, YSK olağanüstü toplanarak kararını yeniden gözden geçirdi ve Abdullah Zeydan'a mazbatasının iadesine karar verdi. Bu karar, sadece Abdullah Zeydan için değil, tüm Türkiye için bir demokrasi zaferi olarak yorumlandı. Halkın iradesinin, hukukun ve demokrasinin gücünün, bazı zamanlarda zorlu sınavlar verse de en sonunda galip gelebileceğinin somut bir örneği oldu.
Peki, Abdullah Zeydan'ın tüm bu yaşadıkları bize ne anlatıyor? Onun hikayesi, bireysel bir biyografiden çok daha fazlasını ifade ediyor.
Abdullah Zeydan'ın siyasi kariyeri ve yaşam mücadelesi, Türkiye'nin son yirmi yılına damga vuran siyasi ve toplumsal dinamiklerin bir yansıması gibidir. O, sadece Hakkari'nin ve Van'ın değil, Türkiye'de demokrasi ve adalet arayışının da bir sembolü haline gelmiştir.
Abdullah Zeydan Kimdir? sorusunun cevabı, sadece bir kişinin özgeçmişini anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye'nin demokrasi serüvenine, hukuk mücadelesine ve halkın iradesinin gücüne tanıklık ediyor. Onun hikayesi, siyasetin inişli çıkışlı yollarında gösterilen dirayetin, hukuk mücadelesindeki kararlılığın ve halkın iradesine olan derin saygının bir özeti gibidir.
Van'da yaşananlar, hepimize şunu gösterdi: Demokrasi, sadece sandıkta oy kullanmakla biten bir süreç değil. Aynı zamanda oyların korunması, seçilenlerin haklarına sahip çıkılması ve haksızlığa karşı topyekûn bir duruş sergilenmesiyle yaşayan bir mekanizma. Abdullah Zeydan'ın hikayesi, bu mekanizmanın nasıl zorlandığını, ama aynı zamanda nasıl direndiğini ve en sonunda nasıl zafer kazanabildiğini gösteren canlı bir örnektir.
Umarım bu detaylı makale, Abdullah Zeydan'ı ve onun temsil ettiği değerleri daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Unutmayın, bir ülkenin geleceği, bireylerin hikayelerinde gizlidir.