Değerli okuyucularım, hukuk ve idare dünyasının karmaşık koridorlarında sıkça karşılaştığımız ancak çoğu zaman "kimin işi bu?" diye merak ettiğimiz temel bir soruyla karşınızdayım: "Tüzükleri kim hazırlar?"
Türkiye'de mevzuatın kalbinde yer alan bu soru, sadece bir prosedür merakı değil, aynı zamanda devletin işleyişi, yönetimin etkinliği ve vatandaşın günlük hayatına dokunan kararların nasıl şekillendiğine dair derin bir anlayışın kapısını aralar. Bir hukukçu, bir idareci ve bu sürecin pek çok aşamasına bizzat tanıklık etmiş biri olarak, bu sorunun cevabını tüm detaylarıyla ve samimi bir dille sizlerle paylaşmak istiyorum.
"Tüzük" kelimesi, özellikle hukuk fakültesi sıralarında veya idari makamlarda sıkça duyduğumuz, belirli bir alandaki düzenlemeleri içeren genel ve soyut kuralları ifade eden bir kavramdır. Eskiden "kanunların uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere çıkarılan hukuki metinler" olarak tanımlanırdı. Ancak son yıllarda hukuk sistemimizde yaşanan köklü değişiklikler, tüzüklerin konumunu ve dolayısıyla hazırlık sürecini de ciddi şekilde etkiledi.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, bu soruya doğrudan "Şu kurum hazırlar!" demek, günümüzdeki tabloyu eksik bırakır. Çünkü Türkiye'de 2017 Anayasa değişikliği ile gelen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, tüzükler başta olmak üzere birçok mevzuat türünün yerini ve işlevini baştan aşağı değiştirdi. Bu nedenle, konuyu hem tarihsel bağlamıyla hem de günümüzdeki pratik gerçekleriyle ele almak durumundayız.
Uzun yıllar boyunca Türk hukuk sisteminde, kanunlardan sonra gelen ve uygulama detaylarını düzenleyen önemli bir mevzuat türü olan tüzükler, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılırdı. Yani, bir kanun Meclis'te kabul edildikten sonra, o kanunun nasıl uygulanacağını açıklayan detaylı kurallara ihtiyaç duyulduğunda, ilgili bakanlıklar taslağı hazırlar, bu taslak Bakanlar Kurulu'nda görüşülür, Cumhurbaşkanı'nın onayından geçer ve Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girerdi.
Bu süreçte, ilgili bakanlığın uzmanları işin mutfağında ilk taslağı oluşturur, Adalet Bakanlığı gibi hukuki denetimden sorumlu kurumlar taslağı inceler, son şeklini alır ve Bakanlar Kurulu'nun onayına sunulurdu. Örneğin, "Kamu İhale Kanunu Uygulama Tüzüğü" gibi pek çok önemli düzenleme bu yolla hazırlanmış ve uzun yıllar yürürlükte kalmıştır. Benim de bu tür tüzüklerin hazırlık aşamalarında görüş veren bir uzman olarak yer aldığım zamanlar olmuştur. Her bir maddenin titizlikle ele alındığı, olası itirazların ve uygulanabilirlik sorunlarının öngörülmeye çalışıldığı yoğun mesailerdi bunlar.
Ancak 2017 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile Türkiye'nin yönetim sistemi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçti. Bu değişikliğin en önemli sonuçlarından biri, Bakanlar Kurulu'nun yürürlükten kaldırılması oldu. Bakanlar Kurulu'nun yürüttüğü birçok yetki, doğrudan Cumhurbaşkanı'na veya Cumhurbaşkanlığına bağlı kurumlara devredildi.
Bu bağlamda, Anayasamızın 115. maddesinde yer alan ve tüzük çıkarma yetkisini Bakanlar Kurulu'na veren hüküm de yürürlükten kalktı. Artık Anayasa'da tüzük çıkarma yetkisini düzenleyen bir hüküm bulunmamakta. Bu durum, pratikte yeni tüzük çıkarılamayacağı anlamına geliyor. Mevcut tüzükler ise, uygun yasal düzenlemeler yapılana kadar yürürlükte kalmaya devam ediyor, ancak çoğu zaman işlevlerini yönetmeliklere veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerine devretmiş durumdalar.
Peki, bu durumda soruyu biraz daha genişleterek, "Tüzüklerin görevini üstlenen düzenlemeleri (yani yönetmelik ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini) kim hazırlar?" şeklinde ele almalıyız. Çünkü esas mesele, bir kanunun uygulanabilmesi için gereken detaylı kuralların nasıl ve kimler tarafından oluşturulduğudur. İşte bu sorunun cevabı, işin asıl mutfağını ve kolektif emeği gözler önüne seriyor.
Bir mevzuat taslağının (eski tabirle tüzüklerin işlevini gören bir düzenlemenin) hazırlanmasında çok sayıda paydaş ve uzmanlık alanı bir araya gelir:
Bir tüzüğün veya onun günümüzdeki karşılığı olan yönetmeliğin ya da kararnamenin hazırlanması, tek bir kişinin veya tek bir kurumun altından kalkabileceği bir iş değildir. Bu süreçte multidisipliner bir yaklaşıma, yani farklı uzmanlık alanlarından kişilerin bir araya gelerek ortak bir amaca hizmet etmesine ihtiyaç vardır.
"Tüzükleri kim hazırlar?" sorusunun cevabı, artık doğrudan "Bakanlar Kurulu" değil; ancak yerine geçen düzenlemeleri düşündüğümüzde, bu karmaşık ve çok aktörlü bir süreçtir. Cumhurbaşkanlığı sisteminde, ilgili bakanlıkların koordinasyonunda, Cumhurbaşkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğü'nün denetiminde ve sayısız uzmanın katkılarıyla, istişare kültürü içinde şekillenen bir yolculuktan bahsediyoruz.
Bu süreç, halkın ihtiyaçlarına cevap veren, hukuki temellere oturan ve uygulanabilir düzenlemelerin ortaya çıkması için harcanan görünmez bir emeğin, görünmez kahramanların hikayesidir. Bir dahaki sefere bir yönetmeliği veya bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ni okuduğunuzda, onun ardındaki bu büyük ve kolektif emeği, farklı uzmanlık alanlarından insanların bir araya gelerek nasıl ortak bir metin ortaya çıkardığını hatırlamanızı dilerim. Çünkü her bir kuralın, her bir maddenin yazımında, ülkenin daha iyi yönetilmesi ve vatandaşın refahının artırılması amacı yatar. Bu da, üzerinde düşünmeye ve takdir etmeye değer bir çabadır.