Harika bir soru! "Mazur görmek ne demektir?" sorusu, aslında insan ilişkilerinin, empatinin ve hoşgörünün temel taşlarından birini işaret ediyor. Türkiye'nin önde gelen bir uzmanı olarak bu konuya yıllarca hem teorik hem de pratik düzeyde kafa yormuş, sayısız örnekle karşılaşmış biriyim. Gelin, bu derin kavramı birlikte keşfedelim.
Hepimizin hayatında öyle anlar olur ki, bir başkasının yaptığı bir hata, sarf ettiği bir söz ya da sergilediği bir davranış karşısında içimizden yükselen ilk tepki genellikle yargılamak, eleştirmek veya öfkelenmek olur. Belki de bu, insan doğamızın bir parçasıdır. Ancak işte tam bu noktada, "mazur görmek" kavramı devreye girer ve bize daha derin, daha olgun bir perspektif sunar.
Peki, tam olarak nedir bu mazur görmek? Sadece affetmek midir, yoksa daha fazlası mı? Gelin, bu kavramın katmanlarını birlikte aralayalım.
Basitçe ifade etmek gerekirse, mazur görmek; bir kişinin sergilediği davranışın, yaptığı hatanın veya söylediği sözün ardındaki sebepleri, koşulları veya niyeti anlamaya çalışmak, bu durumları göz önünde bulundurarak o kişiye karşı daha anlayışlı ve hoşgörülü olmaktır. Bu, sadece yapılan eylemi değil, o eyleme yol açan tüm etkenleri dikkate alarak bir değerlendirme yapmaktır.
Benim uzmanlık alanım olan iletişim ve insan psikolojisi açısından baktığımızda, mazur görmek; bir nevi dedektiflik yapmak gibidir. Gördüğünüz suça (davranışa) odaklanmak yerine, suçun neden işlendiğine dair ipuçlarını (mazereti) araştırmaya başlarsınız.
Burada çok önemli bir parantez açmak isterim: Mazur görmek, asla kör bir hoşgörü veya sorumsuzluğa kılıf bulmak değildir. "Ne yaparsa yapsın haklıdır" demekten çok uzaktır. Aksine, bilinçli bir empati ve durum değerlendirmesidir. Bir kişinin sorumluluktan kaçışına göz yummak veya kasıtlı bir kötülüğe sessiz kalmak "mazur görmek" değil, belki de "aldırmamak" veya "onaylamak" olur ki, bu bambaşka bir konudur. Mazur görmek, yapılan hatanın veya yanlışın farkında olarak, ancak ardındaki insani nedenleri anlayarak gösterilen olgun bir yaklaşımdır.
Peki, neden kendimizi bu kadar yorarız ve bir başkasını mazur görme çabasına gireriz? Bunun altında yatan derin insani sebepler var:
Mazur görmenin en temelinde empati yatar. Bir anlığına kendimizi o kişinin yerine koyma, onun ayakkabılarıyla yürüme çabasıdır. Stres altında mıydı? Uykusuz muydu? Belki de son günlerde zor bir dönemden geçiyor. Karşımızdaki kişinin içinde bulunduğu durumu, duygularını, motivasyonlarını anlamaya çalıştığımızda, onun davranışlarına bakış açımız da değişir. Yıllar süren kariyerimde, yöneticilere ve ekiplere hep şunu öğütledim: "Bir kişinin performans düşüklüğünü doğrudan yargılamak yerine, önce ona 'Nasıl hissediyorsun, her şey yolunda mı?' diye sorun. Belki de evde büyük bir sağlık sorunu yaşıyordur." İşte bu, mazur görmenin ilk adımıdır.
Hepimiz hata yaparız. Bu, inkâr edilemez bir gerçektir. Kendi hatalarımızda gösterdiğimiz hoşgörüyü, başkalarınınkinde de göstermek, insanlık durumuna saygı duymaktır. Eğer başkalarını mazur görmezsek, kendimizi de en ufak hatamızda affedemeyiz. Bu, karşılıklı bir aynalama gibidir.
İster özel hayatımızda eşimizle, çocuğumuzla, arkadaşımızla olsun, ister iş hayatımızda meslektaşımızla, yöneticimizle olsun; mazur görmek, ilişkilerdeki gerilimi azaltır, güveni artırır ve bağları güçlendirir. Sürekli yargılayan, eleştiren bir ortamda kimse kendini güvende hissetmez. Oysa "Biliyorum zor bir gün geçirdin, bu yüzden bu tepkin doğal" dediğinizde, karşınızdaki kişi anlaşıldığını hisseder ve aranızdaki bağ derinleşir.
Belki de en önemlilerinden biri: Başkalarını mazur görmek, bizi de öfke, kin ve hayal kırıklığı gibi olumsuz duyguların yükünden kurtarır. Sürekli birilerini yargılamak, eleştirmek veya onlara kızmak, en çok bize zarar verir. İçimizdeki bu negatif enerjiyi boşaltmak, kendi huzurumuz ve mutluluğumuz için esastır.
Bu konunun en hassas noktalarından biri de budur. Her durumda mazur görmek doğru mudur? Elbette hayır.
Gerçek Hayattan Bir Örnek: Bir toplantı sırasında genç bir ekip üyesinin sunumunda kritik bir hata yaptığını düşünün. İlk tepkiniz belki de "Nasıl olur?" diye öfkelenmek olabilir. Ancak ben, bu gibi durumlarda önce "Neden oldu, araştırın" derim. Belki de gece boyunca hasta olan çocuğunun başında beklediği için yeterince hazırlanamamıştır ya da yeni kullanmaya başladığı bir programda bir detayı atlamıştır. İşte bu, mazur görmektir. Yaptığı hatayı göz ardı etmek değil, hatanın insani kökenini anlamaktır.
Bu, doğuştan gelen bir özellik değildir, üzerinde çalışılarak geliştirilebilecek bir yetenektir:
Sonuç olarak, "mazur görmek" sadece bir kelime grubu değil, bir yaşam felsefesidir. İnsan olmanın getirdiği zayıflıkları ve güçlü yanları aynı anda kucaklama becerisidir. Bu yeteneği geliştirmek, hem kişisel ilişkilerimizde derinlik ve anlam yaratır hem de bizi daha hoşgörülü, daha anlayışlı ve dolayısıyla daha mutlu bir birey yapar. Unutmayın, hayatta karşınıza çıkan her davranışın bir sebebi vardır ve bu sebebi anlamaya çalışmak, çoğu zaman en doğru cevaptır.