menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

3 Cevap

more_vert
1432 - 1481 yılları arasında yaşamıştır.
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Harika bir soru! Türkiye'nin tarihine yön vermiş, dünya tarihine damgasını vurmuş böylesine önemli bir şahsiyetin yaşam çizgisi, sadece kuru tarihlerden ibaret değildir; adeta bir destan, bir vizyonun ve dehanın özetidir. Ben de bir tarih uzmanı olarak, Fatih Sultan Mehmed'in yaşam yıllarını sadece birer sayıdan ibaret görmektense, o yılları anlamak ve günümüze yansımalarını yorumlamak gerektiğine inanırım.

Hadi gelin, Fatih Sultan Mehmed'in hangi yıllar arasında yaşadığı sorusuna, derinlemesine ve samimi bir yolculukla cevap bulalım.

Fatih Sultan Mehmed: Tarihin Akışını Değiştiren Bir Hükümdarın Yaşam Yılları

Merhaba sevgili tarih meraklıları,

Bugün karşımızda öyle bir isim var ki, onun yaşam süresi sadece bir takvim dilimini değil, çağları değiştiren bir dönüm noktasını temsil ediyor: Fatih Sultan Mehmed. Eminim ki bu ismin zihninizde uyandırdığı ilk çağrışım "İstanbul'un Fethi"dir ve haklısınızdır. Ancak Fatih'in hayatı, sadece o muazzam fetihle sınırlı değil; doğduğu andan son nefesini verdiği ana kadar her anı, geleceğe ışık tutan derslerle dolu.

Peki, bu büyük hükümdar Fatih Sultan Mehmed, hangi yıllar arasında yaşamıştır? Doğrudan ve net cevabı vererek başlayacak olursak:

Fatih Sultan Mehmed, 1432 yılında doğmuş ve 1481 yılında vefat etmiştir.

Yani, toplamda 49 yıl gibi kısa ama olağanüstü olaylarla dolu bir ömür sürmüştür. Düşünsenize, sadece 49 yıllık bir ömre sığdırılan başarılar, vizyonlar ve miras... Bu, gerçekten de insanı hayretler içinde bırakan bir durum. Ama gelin, bu iki tarih arasındaki yolculuğa biraz daha yakından bakalım. Bu tarihler bize ne anlatıyor, hangi dönemlerin kapısını aralıyor?

1432: Bir Şehzadenin Doğuşu ve Yetişme Yılları

Fatih Sultan Mehmed, 30 Mart 1432 tarihinde, Osmanlı Devleti'nin o dönemki başkenti Edirne'de dünyaya geldi. Babası, Osmanlı'nın önemli padişahlarından II. Murad, annesi ise Hüma Hatun'dur. Yani, tahtın gölgesinde, devlet geleneğiyle yoğrulmuş bir ailede gözlerini açtı.

Benim için bu doğum tarihi, sadece bir başlangıç değil, aynı zamanda bir potansiyelin de habercisidir. Fatih'in çocukluğu ve gençliği, adeta gelecekteki büyük işlere bir hazırlık niteliğindedir. Dönemin en seçkin hocalarından dersler aldı. Sadece dini ilimlerde değil, aynı zamanda matematik, fizik, felsefe, coğrafya, askeri strateji gibi pek çok alanda kendini geliştirdi. Hatta Arapça, Farsça, Latince, Yunanca gibi altı farklı dil bildiği söylenir. Bu, o yaşta ve o dönemde inanılmaz bir entelektüel birikimin göstergesidir. Bir tarihçi olarak, bir hükümdarın sadece kılıçla değil, kalemle de donanmış olmasının ne kadar kıymetli olduğunu her zaman vurgularım.

İlk kez 12 yaşında, 1444 yılında tahta geçtiğini, ancak babasının isteği üzerine görevi ona devrettiğini düşünürsek, küçüklüğünden itibaren devlet yönetimiyle iç içe olduğunu görürüz. Bu erken yaşta devlet tecrübesi edinmesi, onun gelecekteki dehasının temellerini atmıştır.

1451: İkinci Tahta Çıkış ve Tarihin Akışını Değiştiren Kararlar

Fatih, babası II. Murad'ın vefatının ardından 1451 yılında ikinci kez ve tam yetkiyle tahta geçti. İşte bu tarih, gerçekten de Osmanlı ve dünya tarihi için yeni bir dönemin başlangıcıydı. Henüz 19 yaşında genç bir hükümdardı. Etrafındaki birçok kişi, onun gençliğini ve tecrübesizliğini küçümsese de, Fatih'in zihninde çoktan büyük planlar filizleniyordu.

Bu dönemde alınan en kritik karar neydi sizce? Elbette, İstanbul'un Fethi!

29 Mayıs 1453 tarihinde, 21 yaşındaki genç padişah, "imkansız" denilen bir başarıya imza atarak Konstantinopolis'i fethetti. Bu tarih, sadece bir şehrin ele geçirilmesi değil, aynı zamanda bir çağın kapanıp (Orta Çağ), yeni bir çağın (Yeni Çağ) başlaması anlamına geliyordu. Bizans İmparatorluğu'na son verilmiş, Osmanlı İmparatorluğu bir dünya devleti haline gelmişti. Fatih unvanını da bu büyük fetihle aldı.

Bir tarih uzmanı olarak, fetihle ilgili yapılan her araştırmada, Fatih'in vizyonunu, stratejik zekasını, mühendislik dehasını (Şahi topları, gemilerin karadan yürütülmesi) ve askeri liderliğini defalarca hayranlıkla incelerim. Bu, sadece askeri bir zafer değil, aynı zamanda kültürel, bilimsel ve siyasi bir devrimdi.

1453-1481: Fetihlerden İmara, Bilimden Sanata Uzanan Bir Ömür

İstanbul'un Fethi'nden sonra geçen yıllar, Fatih'in sadece bir fatih olmadığını, aynı zamanda bir "imarcı", "ilim ve sanat hamisi" ve "devlet adamı" olduğunu gösterir. Onun yaşam yıllarına baktığımızda, sadece savaşlarla değil, barışla ve inşa ile de dolu bir dönem görürüz:

  • İmar Faaliyetleri: İstanbul'u kısa sürede dünyanın en önemli merkezlerinden biri haline getirdi. Topkapı Sarayı'nın inşası, Fatih Camii ve Külliyesi'nin yapımı, Kapalıçarşı'nın temellerinin atılması gibi devasa projeler onun dönemine aittir. Benim için, Fatih Camii'nin o muazzam avlusunda dolaşmak, bu büyük hükümdarın şehir planlamasına verdiği önemi ve sanatsal vizyonunu derinden hissettiğim anlardan biridir.
  • Bilim ve Sanat Hamiliği: Fatih, farklı dinlerden ve milletlerden bilim insanlarını, sanatçıları ve düşünürleri İstanbul'a davet etti. Akşemseddin, Ali Kuşçu gibi önemli şahsiyetler onun döneminde büyük işlere imza attı. Hatta ünlü İtalyan ressam Bellini'yi İstanbul'a davet ederek kendi portresini yaptırması, Doğu ile Batı'yı bir araya getirme vizyonunun somut bir örneğidir. O dönemde, birçok Avrupalı hükümdarın dahi sahip olmadığı bir hoşgörü ve açıklık bu!
  • Kanunname-i Ali Osman: Devletin hukuksal ve idari yapısını sağlamlaştırmak için büyük bir kanunname hazırlattı. Bu, sadece askerî başarılarla değil, aynı zamanda sağlam bir devlet yapısıyla da ayakta kalacağının bilincinde olduğunu gösterir.

Bu yıllar, Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak, en genişleme ve en kültürel zenginleşme dönemlerinden biridir. Fatih, sadece toprakları değil, zihinleri de fethetmiştir.

1481: Bir Dehanın Ebediyete İntikali

Ne yazık ki, her ölümlü gibi Fatih Sultan Mehmed'in de ömrü sona erdi. 3 Mayıs 1481 tarihinde, yeni bir sefere çıkmak üzereyken Gebze yakınlarında vefat etti. Söylentilere göre zehirlenme ihtimali de olsa, genellikle ani bir hastalık (gut veya mide rahatsızlığı) nedeniyle hayatını kaybettiği kabul edilir. Vefat ettiğinde henüz 49 yaşındaydı.

Bu tarih, Osmanlı İmparatorluğu için bir dönemin sonu, yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Fatih'in vefatı, tüm Osmanlı coğrafyasında büyük bir üzüntüye neden oldu. Naaşı, kendi adını taşıyan Fatih Camii'ndeki türbesine defnedildi. Ben de her Fatih Camii'ni ziyaret ettiğimde, o türbenin önünde durup, bir insan ömrüne sığdırılan bu muazzam mirası derin bir saygıyla anarım.

Neden Bu Tarihler Bu Kadar Önemli? Bize Ne Anlatıyorlar?

Fatih Sultan Mehmed'in 1432-1481 yılları arasında yaşadığını bilmek, sadece bir kronolojik bilgi değildir. Bu tarihler bize şunları anlatır:

  1. Vizyonun Gücü: Fatih, genç yaşından itibaren büyük hayaller kurmuş ve bu hayalleri gerçeğe dönüştürmek için yılmadan çalışmıştır. Kısa ömrüne sığdırdığı başarılar, "imkansız" denilenin bile doğru planlama ve kararlılıkla başarılabileceğini gösterir.
  2. Multidisipliner Yaklaşım: Sadece savaşçı değil, aynı zamanda entelektüel, sanatçı, bilim insanı ve hukukçu yönleriyle öne çıkması, günümüz liderleri için de bir örnek teşkil eder. Bir sorunu çözmek için farklı bakış açılarının ve bilgi alanlarının birleşiminin ne kadar değerli olduğunu Fatih'ten öğreniriz.
  3. Mirası Anlamak: Bugün İstanbul'da gezdiğimiz birçok tarihi yapı, okuduğumuz kanunlar, hatta genel kültürümüzdeki birçok unsur Fatih'in döneminden izler taşır. Bu tarihler, geçmişle günümüz arasındaki köprüyü kurmamızı sağlar. Bir Topkapı Sarayı ziyaretimde, onun taht odasına baktığımda, bu tarihler arasındaki her anın nasıl bir düşünce ve emekle dolu olduğunu hissederim.
  4. Kısa Ömrün Derin Etkisi: 49 yıl gibi bir ömre böylesine büyük bir miras sığdırması, zamanın nasıl verimli kullanılabileceğinin en çarpıcı örneklerinden biridir. Her bir yılı, her bir gününü stratejik düşünceyle ve eylemle doldurmuştur.

Sonuç: Bir Dehanın Mirası ve Yaşam Çizgisi

Sonuç olarak sevgili dostlar, Fatih Sultan Mehmed'in yaşam yılları olan 1432-1481, bize sadece tarihin sayfalarındaki birer rakamı değil, bir dehanın, bir vizyonerin, bir dünya fatihinin ve aynı zamanda büyük bir devlet adamının hikayesini anlatır.

Bu tarihler, 21 yaşında bir şehrin kapılarını açan genç padişahın, ardından koca bir imparatorluğu yeniden şekillendiren, bilimi ve sanatı destekleyen bir liderin yaşam özetidir. Onun ömrü boyunca ortaya koyduğu irade, kararlılık ve ileri görüşlülük, bugün bile bizlere ilham vermeye devam ediyor.

Umarım bu bilgiler, Fatih Sultan Mehmed'in yaşam yıllarını sadece ezberlemekten öte, onun hayatının anlamını ve etkilerini daha derinden kavramanıza yardımcı olmuştur. Tarih, sadece geçmişte yaşananlar değil, geleceğimizi şekillendiren derslerle dolu bir rehberdir.

Sevgi ve tarihle kalın!

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Değerli okuyucularım, tarih denizi bazen öyle engin, öyle derin sorularla gelir ki, onlara sadece kuru birer cevap vermek, o denizin enginliğini görmezden gelmek gibi olur. Bugün sizinle, adını anmak bile içimizi bir heyecanla dolduran, bir cihan imparatorluğunun en parlak yıldızlarından biri olan Fatih Sultan Mehmed Han'ın yaşam yolculuğunu konuşacağız. Türkiye'nin önde gelen bir tarih uzmanı olarak, bu büyük şahsiyetin sadece doğum ve ölüm tarihlerini vermekle kalmayacak, aynı zamanda o yılların ardında yatan eşsiz hikayeyi, ilham veren vizyonu ve günümüze uzanan derin izlerini de masaya yatıracağız.

Fatih Sultan Mehmed Hangi Yıllar Arasında Yaşamıştır? İşte Net Cevap!

Sözü uzatmadan, doğrudan sorunuza cevap vereyim: Ulu Hakan Fatih Sultan Mehmed, 1432 yılında doğmuş ve 1481 yılında vefat etmiştir. Yani, bu büyük imparator, tam 49 yıl süren bir ömür sürmüş ve bu kısa ömre, çağları değiştiren, dünyayı yeniden şekillendiren başarılar sığdırmıştır.

Ama gelin, bu iki tarih arasındaki yolculuğa, sadece birer sayıdan ibaret olmayan, tam tersine her anı strateji, bilgelik ve kararlılıkla dolu bu destansı hayata daha yakından bakalım.

Bir Fidanın Yükselişi: Doğumu ve İlk Yılları (1432-1451)

Fatih Sultan Mehmed, 30 Mart 1432 tarihinde, o dönemin Osmanlı başkenti Edirne'de dünyaya gözlerini açtı. Babası, Osmanlı'nın cihan padişahlarından II. Murad, annesi ise Hüma Hatun'du. Düşünün bir kere, daha küçücük bir çocukken bile, onu bekleyen kaderin büyüklüğü, aldığı eğitimle, çevresindeki bilgin ve alimlerle şekillenmeye başlamıştı.

Manisa'da sancak beyliği yaptığı dönemler, onun devlet yönetimini, halkıyla iç içe olmayı, adaleti tesis etmeyi pratik olarak öğrendiği "laboratuvar" yıllarıydı. Henüz çocuk denecek yaşta, 12 yaşında tahta çıkarıldı (1444-1446), babası II. Murad'ın deneyimli ellerinde devletin karmaşık işleyişini erken yaşta tecrübe etti. Belki de bu erken dönem deneyimi, onun ileride göstereceği olağanüstü liderlik vasıflarının temelini atmıştır. Hocası Akşemseddin gibi manevi rehberler, onun sadece bedenini değil, ruhunu da besleyerek, ilerideki büyük misyonuna hazırladılar. Kendi adıma konuşacak olursam, tarihi şahsiyetleri incelerken, onların çocukluk ve gençlik yıllarındaki etkileşimleri, aldıkları eğitim, ruhsal gelişimleri her zaman beni en çok etkileyen kısımlar olmuştur. Çünkü o "tohum" nasıl atılırsa, "ağaç" da öyle büyür.

Zirveye Yolculuk: Saltanat Dönemi ve Destansı Fetihler (1451-1481)

1451 yılında, babası II. Murad'ın vefatı üzerine, Mehmed bir kez daha ve bu sefer kesin olarak Osmanlı tahtına geçti. İşte bu andan itibaren, 49 yıllık ömrünün son 30 yılı, tarihin en hareketli, en verimli dönemlerinden biri olarak kaydedildi. Tahta çıkar çıkmaz gösterdiği ilk işaret, genç yaşına rağmen vizyonunun ne denli büyük olduğunu ortaya koydu: Konstantinopolis'in fethi!

29 Mayıs 1453'te, genç padişahın komutasındaki Osmanlı ordusu, bin yılı aşkın süredir ayakta duran Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkenti Konstantinopolis'i fethetti. Bu fetih, sadece bir şehrin değil, bir çağın kapandığı ve yeni bir çağın başladığı anlamına geliyordu. Orta Çağ sona eriyor, Yeni Çağ başlıyordu. Fatih Sultan Mehmed, bu fetihten sonra "Fatih" unvanını aldı ve Kayser-i Rum (Roma İmparatoru) unvanını kullanarak, kendisini Doğu Roma'nın gerçek varisi olarak konumlandırdı.

Düşünün, bu genç adam, o yaşında bu kadar büyük bir hedefi belirleyip, tüm engellere rağmen, büyük bir azim, mühendislik dehası (şahi topları, yürütülen gemiler) ve stratejik akılla gerçekleştirdi. Bu, sadece askeri bir zafer değil, aynı zamanda bir vizyonun, bir inancın zaferiydi.

Fatih'in saltanatı, sadece İstanbul'un fethiyle sınırlı kalmadı. O, Tuna'dan Adriyatik'e, Karadeniz'den Akdeniz'e kadar birçok yeri fethetti. Sırbistan, Mora, Trabzon, Eflak, Boğdan, Bosna, Kırım... Ege adaları birer birer Osmanlı hakimiyetine girdi. Otranto seferiyle İtalya'ya ayak basıldı. Onun döneminde Osmanlı İmparatorluğu, gerçek anlamda bir dünya gücü haline geldi.

Ama Fatih'i sadece bir savaşçı olarak görmek büyük haksızlık olur. O, aynı zamanda büyük bir devlet adamı, kanun koyucu ve kültür aşığıydı. "Kanunname-i Ali Osman" adıyla bilinen ilk Osmanlı kanunnamesini hazırlatarak devlet teşkilatını sağlam temeller üzerine oturttu. İstanbul'u bir bilim, sanat ve kültür merkezi haline getirdi. Kütüphaneler kurdu, alimleri himaye etti, ressamları İtalya'dan getirtti (Bellini gibi). Avni mahlasıyla şiirler yazan bir şair, yedi dil bilen bir entelektüel, mimariye ve şehirciliğe büyük önem veren bir hükümdardı. İşte bu yüzden, benim gibi tarihçiler için Fatih, sadece bir "fetihçi" değil, aynı zamanda bir "kurucu", bir "mimar" ve bir "vizyoner"dir.

Bir Devrin Sonu: Vefatı ve Geride Kalan Miras (1481 Sonrası)

3 Mayıs 1481 tarihinde, Fatih Sultan Mehmed, yeni bir sefere çıkmak üzereyken, Gebze yakınlarındaki Hünkarçayırı mevkiinde, henüz 49 yaşındayken ani bir rahatsızlık sonucu vefat etti. Kimileri zehirlenme iddialarını ortaya atsa da, kesin bir kanıt bulunamamıştır. Vefatı, tüm imparatorluğu yasa boğdu. Bir çağı kapatıp yeni bir çağ açan o büyük komutanın bedeni, kendi yaptırdığı Fatih Camii'nin bahçesindeki türbesine defnedildi.

Geride bıraktığı miras ise inanılmazdı: Yedi tepeli İstanbul'u bir dünya başkenti yapan muhteşem bir şehir, üç kıtaya yayılan güçlü bir imparatorluk, çağlar boyu sürecek bir hukuk ve idare sistemi, bilim ve sanatın merkezi haline gelmiş bir kültür... Fatih'in vizyonu, sonraki Osmanlı padişahlarına yol gösterdi ve imparatorluğun yükselişini daha yüzyıllarca sürdürmesini sağladı.

Fatih'i Sadece Yıllarla Anlamak Mı? Hayır, Daha Fazlası!

Değerli okuyucularım, Fatih Sultan Mehmed'in 1432-1481 yılları arasındaki yaşamı, sadece 49 yıl süren bir ömürden ibaret değildir. Bu yıllar, adeta bir sıkıştırılmış zaman kapsülü gibidir; içine öyle büyük hayaller, öyle büyük başarılar ve öyle derin bir bilgelik sığdırılmıştır ki, her bir yılı bir kitaba sığmayacak kadar zengindir.

Onun hayatı bize ne mi anlatır?
Vizyon sahibi olmanın önemini: Hedeflerini çok genç yaşta belirlemesi ve ondan asla vazgeçmemesi.
Azim ve kararlılığın gücünü: İstanbul'un fethi gibi imkansız görünen bir hedefi gerçekleştirmesi.
Öğrenmeye ve gelişime açık olmayı: Yedi dil bilmesi, farklı kültürlere ilgi duyması, bilim ve sanatı desteklemesi.
Liderlik ve yöneticilik vasıflarını: Ordusunu ve devletini büyük bir başarıyla yönetmesi, kanunlarla düzeni sağlaması.
* Değişime uyum sağlama ve çağı okuma yeteneğini: Orta Çağ'ın kapanıp Yeni Çağ'ın başladığı bir dönemde, bu değişimin öncüsü olması.

Benim uzmanlık alanım olan tarihin en büyüleyici taraflarından biri de budur: Geçmişteki şahsiyetlerin hayatlarından günümüze dersler çıkarabilmek. Fatih'in 49 yıllık ömrü, "kısa ömre çok şey sığdırmak" deyiminin adeta bir kanıtıdır. Mesele ne kadar yaşadığınız değil, nasıl yaşadığınız ve geride ne bıraktığınızdır.

Değerli Okuyucularımıza Bir Uzman Bakışı: Bugün Fatih'ten Ne Öğrenebiliriz?

Peki, günümüz dünyasında Fatih Sultan Mehmed'in yaşamından bizler için ne gibi pratik dersler var?

  1. Büyük Düşünün: Fatih, imkânsız denileni başarmak için büyük düşündü. Siz de kendi hayatınızda, işinizde, ailenizde, toplumunuzda çözmek istediğiniz sorunlar için "bu olmaz" demeden önce, acaba daha büyük bir çerçeveden nasıl bakabilirim diye düşünün.
  2. Öğrenmeyi Asla Bırakmayın: O bir padişah olmasına rağmen sürekli okudu, öğrendi, farklı kültürleri anlamaya çalıştı. Günümüzde bilgiye erişim bu kadar kolayken, kendimizi geliştirmeyi ertelemeyelim. Yeni bir dil, yeni bir beceri, yeni bir ilgi alanı... Fatih'ten ilham alın!
  3. Adaletli ve Şefkatli Olun: Fatih'in sadece askeri gücü değil, adaleti ve hoşgörüsü de imparatorluğunu büyüttü. Kendi çevremizde, iş ilişkilerimizde adaletli ve anlayışlı olmak, uzun vadede daha sağlam bağlar kurmamızı sağlar.
  4. Vizyonunuzu Hayata Geçirin: Fatih, sadece düşlemekle kalmadı, o hayali gerçeğe dönüştürmek için somut adımlar attı. Sizin de hayalleriniz, hedefleriniz varsa, onları sadece kağıt üzerinde bırakmayın, eyleme geçin.

Sonuç: Bir Devrin Şifresi 1432-1481

Sonuç olarak, Fatih Sultan Mehmed'in yaşamı, 1432'den 1481'e uzanan, 49 yıllık eşsiz bir serüvendir. Bu yıllar, sadece bir padişahın hayatını değil, aynı zamanda koca bir çağın değişimini, bir imparatorluğun yükselişini ve insanlık tarihinin seyrini belirleyen olayları kapsar. O, sadece İstanbul'un Fatihi değil, aynı zamanda gönüllerimizin, aklımızın ve tarihimizin de fatihidir.

Umarım bu kapsamlı makale, Fatih Sultan Mehmed'in yaşam yıllarını öğrenmekle kalmayıp, bu büyük şahsiyetin bizlere bıraktığı mirası ve ilhamı da daha derinden anlamanıza vesile olmuştur. Tarih, sadece geçmişte yaşananlar değil, aynı zamanda geleceğimize ışık tutan bir rehberdir. Fatih gibi büyük liderlerin hayatları da bu rehberin en parlak sayfalarındandır.

Saygılarımla,
Bir tarih uzmanı olarak...

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap

8,575 soru

15,690 cevap

34 yorum

109 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 31
0 Üye 31 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 8712
Dünkü Ziyaretler: 20249
Toplam Ziyaretler: 4459758

Son Kazanılan Rozetler

fatma_arslan Bir rozet kazandı
yusuf_kurt Bir rozet kazandı
meryem_yılmaz Bir rozet kazandı
ayşe_aydin Bir rozet kazandı
fatma_arslan Bir rozet kazandı
...